Long Beach, İskele'nin doğuya bakan kıyısında kilometrelerce uzanan geniş bir kum şeridi ve Kuzey Kıbrıs'ta denize girmenin en kolay olduğu yerlerden biri. Kum ince, açık renkli ve ayak altında yumuşak; su ise kıyıdan uzaklaştıkça uzun süre sığ kalıyor. Bu ikisi bir araya gelince ortaya, küçük çocuklu ailelerin gönül rahatlığıyla vakit geçirebildiği bir kıyı çıkıyor. Şeridin genişliği de işe yarar: ağustosun en hareketli günlerinde bile havlunuzu serecek bir boşluk bulursunuz.
Buranın en iyi saati sabahın erken saatleri. Adanın doğu kıyısında olduğu için güneş denizden doğar; ufuk turuncuya döndüğünde kum henüz serin, deniz camdır. Su hattı boyunca çıplak ayakla yürümek kolaydır, çünkü ıslak kum sıkı bir zemin oluşturur ve birkaç kilometre farkına varmadan geçer. O saatlerde kıyıda genellikle yalnızca yürüyüşçüler, birkaç koşucu ve olta atan bir iki kişi olur. Şezlong sıraları henüz dizilmediği için plaj, günün tek gerçekten boş hâlini sabahın ilk ışığında alır.
Rüzgâr günün ritmini belirler. Sabahları çoğunlukla durgun olan deniz, öğleden sonra esen meltemle birlikte küçük dalgalara bırakır kendini; akşamüstü yeniden yatışır. Bu düzen, yüzmek isteyenlerin sabahı, rüzgâra ihtiyaç duyan sporları sevenlerin öğleden sonrayı seçmesine yol açıyor. Havanın sertleştiği günlerde kıyı boyunca kum savrulur, su bulanır; böyle zamanlarda uyarı işaretlerine ve bayrağa bakmak gerekir. Kıyıya paralel akıntılar zaman zaman hissedilir, bu yüzden çocuklarla suya girerken diz hizasını aşmayan bölümde kalmak en pratik ölçü.
Kumsalın arkasında, yola paralel giden bir kafe ve lokanta hattı uzanıyor. Sabah kahvaltısı veren mekânlarla gün boyu açık kalan sahil barları yan yana; çoğunun terası doğrudan kuma açılır. Öğle güneşi sertleştiğinde bu teraslar, şemsiye altında birkaç saat geçirmek için kumdan daha serin bir seçenek. Menülerde ızgara balığın yanı sıra hellim gibi ada mutfağının tanıdık tatları da yer alıyor. Hattın bir bölümü kış boyunca açık kalır, bazı mekânlar ise sonbaharın sonunda kepenk indirip ilkbaharda geri döner.
Yaz aylarında kıyının kendi düzeni kurulur. Sabah şezlonglar dizilir, öğleye doğru su sporları standları açılır, ikindiden sonra yürüyenlerin ve bisikletlilerin sayısı artar. Güneş batıya, karanın üzerine indiğinde kum turuncudan gri maviye döner; kalabalık yavaş yavaş kafe hattına taşınır. Sezonun ortasında bile birkaç yüz metre yürümek, çok daha sessiz bir bölüm bulmaya yeter. Doğal gölge neredeyse hiç yok, bu yüzden şemsiye ya da geniş bir tente öğle saatlerini kumda geçirmenin ön koşulu.
Long Beach'in belki de en sevilen hâli sezon dışında ortaya çıkıyor. Ekim ve kasımda deniz yaz boyunca depoladığı ısıyı bir süre daha korur; hava serinlese de suya girmek uzun süre mümkün olur. Kışın kıyı neredeyse boşalır, şezlong sıraları toplanır, geriye rüzgârın kumda bıraktığı dalgalı çizgiler kalır. Aralık sabahlarında saatlerce kimseye rastlamadan yürümek olağan. Fırtına ertesinde kıyı çizgisi deniz kabuğu, yosun ve sürüklenmiş dal parçalarıyla kaplanır, kum yeniden şekillenir.
Kumsalda uyulan kurallar yazılı olmaktan çok ortak alışkanlık meselesi. Çöpü kumda bırakmamak, söndürülmüş izmariti bile toplamak, komşu havluya mesafe koymak ve müziği kendi çevrenizde tutmak listenin başında geliyor. Araçla kuma girmemek, kıyı gerisindeki kum tepeciklerini çiğnememek de bölgede özenle sürdürülen alışkanlıklardan. Akşam toparlanırken şemsiye, şişe ve oyuncakları geride bırakmamak, ertesi sabah aynı plajı bulmanın en basit yolu. Köpeğiyle gelenler için de kalabalık saatlerden uzak durmak ve tasmayı elde tutmak yerleşmiş bir nezaket sayılıyor.
Sahil şeridinin gerisi son yıllarda hızla değişti; kumsala yürüme mesafesindeki alanlar, gündelik ihtiyaçları karşılayan dükkânları ve kafeleriyle kendi düzenini kurdu. Spoint Construction'ın kıyıya yakın konumlandırdığı VivaMore da bu hattın üzerinde; projenin Akdeniz'e bakan VivaMore Beach Club'ı doğrudan sahil şeridine açılıyor. Kıyıya inen kısa patikalar da sabah yürüyüşünü kapı önünden başlatmayı kolaylaştırıyor.
Long Beach'ten kuzeydoğuya doğru birkaç kilometre gidildiğinde Boğaz'ın küçük balıkçı limanı çıkar karşınıza. Korunaklı koyda renkli tekneler yan yana bağlanır; sabah erken saatlerde ağ toplayan, öğleden sonra ertesi güne hazırlanan balıkçıları görmek olağandır. Limanın çevresindeki balık lokantaları bölgenin en bilinen durağı sayılır ve tabaklar günün avına göre değişir. Karpaz yönüne uzanan yol da buradan geçtiği için Boğaz, uzun gezilerin doğal mola noktası. Çevredeki küçük koylar, Long Beach'in uzunluğuna alışmış gözlere bambaşka bir ölçek gösterir.
Denizden birkaç dakika içeride kalan İskele merkezi, kumsalın temposundan bağımsız kendi hâlini koruyor. Kasabanın ortasındaki Panagia Theotokos Kilisesi, 12. yüzyıla uzanan gövdesi ve iç duvarlarındaki freskleriyle bölgenin en eski ayakta kalan yapılarından biri; 1991'den bu yana İkon Müzesi olarak ziyarete açık. Meydandaki kahvehaneler ve dar sokaklardaki avlulu evler, sahilin hemen yanında bambaşka bir gündelik hayatın sürdüğünü gösterir. Long Beach'i tek başına bir kumsal olarak değil, bu kasabanın denize açılan yüzü olarak görmek, kıyıda geçen günü daha anlaşılır kılar.