Yazılara Dön

Kıbrıs Düğün Gelenekleri: Köy Meydanından Kına Gecesine

Kıbrıs Düğün Gelenekleri: Köy Meydanından Kına Gecesine

Kıbrıs düğün gelenekleri, düğünü tek bir geceye sığdırmayan bir takvim üzerine kuruludur. Köylerde hazırlık en az bir hafta önce başlardı; kapı kapı dolaşıp haber veren yakınlar sayesinde akrabalar, komşular ve çoğu zaman bütün köy aynı anda göreve çağrılırdı. Geleneksel düğünlerin beş güne yayıldığı, her günün kendi işine ve kendi eğlencesine ayrıldığı anlatılıyor. Program hiçbir yere yazılmazdı ama herkes hangi gün nerede duracağını, hangi işi üstleneceğini bilirdi. Bugün süre kısalmış olsa da bu sıralamanın izleri kalabalık köy düğünlerinde hâlâ takip edilebiliyor.

İlk günler ev işine ayrılırdı. Kız evinde kadınlar bir araya gelir, gelinin yatak takımları ve yorganları hep birlikte dikilirdi; bu işin çalgı eşliğinde yapılması adetin bir parçasıydı. Yorgan dikimi sırasında söylenen türküler düğün müziğinin ilk perdesi kabul edilir, o gün gelen misafirler ertesi günün davetlisi hâline gelirdi. Sandık açılır, işlemeler tek tek gösterilir, gelen her kadın kumaşa bir iğne de kendisi atardı. Böylece düğün, davetli listesinden önce bir iş bölümüyle kurulmuş olurdu.

Mutfak tarafı başlı başına bir organizasyondu. Kıbrıs köy evlerinin çoğunda bahçede bir taş fırın bulunur; düğün haftasında bu fırınlar sabahtan akşama, bazen gece yarısına kadar yanardı. Köy ekmeği, çeşitli hamur işleri ve düğün için hazırlanan mayalı çörek aynı ateşte, sırayla pişerdi. Çörek dilimlenip kuruyemişle birlikte konuklara sunulur, artan tepsiler komşu evlere dağıtılırdı. Hamuru yoğuran, tepsileri taşıyan, fırının başında nöbet tutan hep komşulardı; sıra bir başka eve geldiğinde aynı kalabalık hiç konuşulmadan orada toplanırdı.

Kına gecesi düğünün duygusal merkezidir. Çoğu yerde cumartesi akşamı damat evinden kız evine büyük bir tepsi götürülür; tepsinin içinde yanan mumlar, kına, şeker ve kuruyemiş bulunur. Kadınlar gelinin çevresinde halka olur, kına türküleri söylenir, kına gece ilerledikçe yakılır. Bu ezgiler ağıda yakın bir tonda başlar, sonra tempo yükselir, gece oyun havalarına döner. Geçişin bu kadar keskin olması, kına gecesini düğünün geri kalan bölümlerinden ayırır.

Müziğin omurgasını davul ile zurna kurar; bunlara keman ve darbuka eklendiğinde meydanın sesi tamamlanır. Oyunların başında karşılama gelir: dört kadın ve dört erkekten oluşan iki grup karşılıklı dizilir, ada genelinde en yaygın oynanan oyun budur. Çiftetelli ile sirto da düğün repertuvarının değişmez parçalarıdır. Kıbrıs zeybeklerinin Anadolu'daki benzerlerine göre daha hareketli oynandığı söylenir, bu yüzden meydanda çoğunlukla genç yaş grubuna bırakılır. Halka bir kez kurulduğunda gecenin ilerleyen saatlerine kadar dağılmaz; yorulan çıkar, yerine bir başkası girer.

Bazı köylerde artık az rastlanan bir oyun daha anlatılır: testi. Gelinin annesiyle kaynanası toprak bir testiyi madeni para, badem, kuru üzüm ve şekerle doldururdu. Genç kızlar testinin çevresinde dans eder, oyun testinin kırılmasıyla sona ererdi. İçindekiler yere saçılınca toplamak için koşan çocuklar oyunun ikinci perdesini oynardı. Bereket dileğinin en küçüklere devredildiği bu sahne, bugün daha çok kültür gecelerinde canlandırılıyor.

Gelin alma günün en hareketli saatidir. Damat tarafı arabaların kapı kollarına ve aynalarına kırmızı kurdele, saten kumaş veya havlu bağlar; konvoy önceden kararlaştırılan saatte yola çıkar. Köy yollarında korna sesi davulun temposuna karışır, kapı önüne çıkan komşular konvoyu el sallayarak selamlar. Kız evinin önünde kısa bir bekleme, şakaya dönüşmüş küçük bir direnme ve ardından uğurlama gelir. Yol boyunca konvoya katılan araba sayısı, ailenin çevresinin genişliğini gösteren sessiz bir ölçüdür.

Meydana varıldığında sıra takı bölümüne gelir. Konuklar tek sıra hâlinde çiftin önünden geçer, davul her yeni gelenle tempoyu yükseltir, kalabalık alkışla eşlik eder. Bu bölüm aynı zamanda bir tanışma törenidir; hangi ailenin kimi tanıdığı, kimin hangi köyden geldiği burada görünür hâle gelir. Uzaktan gelen akrabaların adı anıldığında meydanda kısa bir uğultu dolaşır. Sıra bittiğinde meydan yeniden oyun alanına döner ve müzik çoğu zaman gece yarısını aşar.

Düğün sofrası köyün ortak sofrasıdır. Bahçe fırınlarında pişen fırın kebabı ikramların başında gelir; yanına köy ekmeği, mevsim mezeleri ve tepsilerle taşınan çörek dilimleri eşlik eder. Davetiye almamış komşunun sofraya oturması yadırganmaz, tersine beklenir; yolu düşen yabancı da aynı sofrada yer bulur. Misafirperverlik burada nezaket değil, düzenin kendisidir ve sofradaki kalabalık ev sahibinin itibarını gösterir. Kalan yemeğin ertesi gün komşu evlere dağıtılması da aynı anlayışın parçasıdır.

Kentleşme bu takvimi kısalttı. Beş güne yayılan program çoğu yerde tek bir akşama indi, salonlar meydanın yerini aldı, bazı yerleşimlerde davulun sesini kayıt cihazı üstlendi. Komşuların paylaştığı işlerin bir bölümünü bugün hizmet ekipleri görüyor; İskele'deki VivaMore da konsiyerj hizmeti sunulan yerleşimlerden biri ve yapımını Spoint Construction üstleniyor. Yine de kına gecesi, gelin alma konvoyu ve takı sırası neredeyse hiç terk edilmedi; İskele ve çevresindeki köylerde bu bölümler yaz aylarında hâlâ açık havada yaşanıyor. Bir düğün akşamına denk gelen yabancıya meydan kenarında sandalye gösterilmesi ise adanın en eski alışkanlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

Diğer Yazılarımız

UPTOWN projects contact image
SPOINT İLE TANIŞIN
BÜYÜK FİKİRLER SAĞLAM TEMELLERLE BAŞLAR
Bize Ulaşın
Sizi Arayalım Hemen Arayın
decorative lines pattern