Kıbrıs üniversite hayatı, adanın kendi ölçeğine göre şaşırtıcı derecede kalabalık bir hikâye. Yüzölçümü küçük olan bu topraklarda birbirinden uzak noktalara dağılmış kampüsler var; eylül ortası geldiğinde bazı kasabaların nüfusu birkaç hafta içinde belirgin biçimde artar. Öğrenciler yalnızca Türkiye'den gelmiyor. Batı Afrika'dan, Orta Doğu'dan, Orta Asya'dan ve Güney Asya'dan uzanan uzun bir liste söz konusu. Sabah otobüs duraklarında aynı anda beş altı dilin konuşulduğunu duymak buralarda sıradan bir sahne.
Bu tablonun merkezinde Gazimağusa duruyor. Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin kampüsü kentin hemen yanı başında; surların içindeki taş sokaklarla kampüs kapısı arasında kısa bir yol var. Üniversite yüzü aşkın ülkeden gelen on binden fazla öğrenciye ev sahipliği yapıyor ve bu ölçek şehrin gündelik dokusunu doğrudan belirliyor. Sabahın erken saatinde açılan küçük büfeler, gece yarısına kadar ışığı yanan fotokopi dükkânları, dört beş dilde yazılmış menüler hep aynı sebebin sonucu. Gazimağusa'yı tarihî bir liman kentinin üzerine kurulmuş bir öğrenci kenti olarak okumak mümkün.
Kampüslerdeki dil çeşitliliği, kayıt formlarındaki ülke listelerinden çok daha canlı bir şeye dönüşür. Derslerin büyük bölümü İngilizce yürütülüyor, ama koridorda ya da kantin kuyruğunda duyulan dil çoğu zaman bambaşka. Türkçe öğrenmeye çalışan bir mühendislik öğrencisiyle Arapça birkaç kelime kapmış bir tezgâhtar, aynı vitrinin iki yanında anlaşır. Zamanla karma bir sokak dili ortaya çıkar: kısa cümleler, ödünç alınmış kelimeler, el hareketleriyle tamamlanan tarifler. Kıbrıs ağzının kendine özgü sözcükleri de bu dolaşıma katılıyor; ilk dönemini tamamlayan öğrenciler birkaçını mutlaka öğreniyor.
Lefkoşa'nın hikâyesi biraz farklı işler. Başkentin kendi memur, esnaf ve idari ritmi olduğu için öğrenci hareketi bu ritmin üstüne biner, onun yerini almaz. Yakın Doğu Üniversitesi'nin geniş kampüsü şehrin dışına yayılmış durumda; ders arası kalabalığı akşamüstü merkeze iniyor. Bu yüzden başkentte genç nüfusun varlığı sokakta tek başına göze çarpmasa da sahne, sergi ve söyleşi takviminde kendini belli ediyor. Kent merkezindeki küçük salonların programı büyük ölçüde akademik takvime göre şekilleniyor.
Güzelyurt tarafı bütünüyle başka bir sessizlik sunar. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Lefkoşa'nın yaklaşık elli kilometre batısında, Kalkanlı yakınlarındaki geniş bir arazide kurulu. Çevre uzun yıllardır narenciye bölgesi olduğu için kış aylarında kampüsün etrafı portakal kokar, ilkbaharda tarlalar başka bir yeşile döner. Türkiye'den bir üniversitenin yurt dışında kurduğu ilk kampüs olarak anılması buraya kendine has bir kimlik kazandırmış. Konum, öğrenciyi kent kalabalığından çok kırsal manzaraya yaklaştırıyor.
Kampüs takvimi yılın belirli aylarında sesini bütün adaya duyurur. Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin bahar festivali genellikle mayısta düzenleniyor; kortej yürüyüşü, spor müsabakaları, öğrenci kulüplerinin stantları ve akşam konserleri birkaç güne sığıyor. Kortejde ülke bayraklarıyla yürüyen uluslararası gruplar, kendi yemeklerini ve danslarını tanıttıkları bölümlerle festivalin en renkli kısmını oluşturuyor. Basketbol ve futbol turnuvaları dönem boyunca sürer; tribünlerde küçük taraftar toplulukları belirir. Konser akşamlarında ses, kampüs sınırlarının epeyce dışından duyulur.
Bu nüfusun en somut izi mutfakta. Hellim, şeftali kebabı ve molohiya gibi ada klasiklerinin yanına yıllar içinde başka tabaklar eklendi: Batı Afrika usulü pirinç yemekleri, Fars mutfağından kebaplar, Güney Asya baharatları aynı caddeye yerleşti. Kıbrıslı aşçılar bazı malzemeleri ilk kez öğrenci talebiyle tanıdı; tersine, gelen öğrenciler de zeytinyağlı otları, fırın makarnasını ve sabah çayının yanındaki hellimi kendi alışkanlıklarına ekledi. Değişim tek yönlü ilerlemiyor, iki mutfak birbirine sürtünerek yol alıyor.
Dönem içiyle tatil arasındaki fark kasabalarda çıplak gözle görülür. Eylül ortasından haziran başına kadar Gazimağusa'nın ara sokakları geceleri bile hareketli kalıyor, sınav haftalarında kütüphane ışıkları sabaha karşı sönüyor. Temmuz ve ağustosta aynı sokaklar sakinleşir, park yerleri boşalır, bazı küçük işletmeler kepenk indirip eylülü bekler. Sahil kasabalarında ise tersi bir eğri var: öğrenciler çekilirken tatilciler geliyor, ada iki ayrı kalabalık arasında yer değiştiriyor. Bu iki dalganın üst üste bindiği kısa haziran haftaları, adanın en yoğun günleri arasında sayılabilir.
İskele'nin bu haritadaki yeri Gazimağusa'ya yakınlığıyla açıklanabilir; iki yerleşim arası yarım saatlik bir sürüşle kat ediliyor. Bu yakınlık, kıyı kasabasının kampüs takviminden etkilenmesine yol açıyor: festival haftalarında ya da uzun ara tatillerde İskele tarafındaki hareketlilik de değişiyor. Spoint Construction'ın İskele'de hayata geçirdiği VivaMore da bu yarım saatlik hattın kıyı ucunda; kampüsteki bir etkinlik için Gazimağusa'ya inip aynı akşam dönmek zor değil. Long Beach kumsalına uzanan kıyı şeridi, dönem arasında kampüsten çıkan gruplar için kısa bir soluklanma noktası.
Genç nüfusun adaya kattığı şey yalnızca kalabalık değil. Öğrenci kulüpleri küçük tiyatro salonlarını doldurur, kısa film gösterimleri düzenler, kampüs radyoları gece yayınları yapar. Mezun olduktan sonra adada kalıp atölye açan, ders veren ya da mutfağa geçen isimler de var; bunlar zamanla yerel hayatın parçası oluyor. Kıbrıs'ın kimliği asırlar boyunca gelenle gidenin izinden şekillendi; bugün o hareketin büyük bir bölümünü kampüs kapıları taşıyor.