Yazılara Dön

Kıbrıs'ta Su: Sarnıçlar, Kemerler ve Kuraklıkla Yaşam

Kıbrıs'ta Su: Sarnıçlar, Kemerler ve Kuraklıkla Yaşam

Kıbrıs'ta su, tarih boyunca sayıyla ölçülen bir şey oldu. Adada yıl boyu akan büyük bir nehir yok; kışın dolup taşan dereler yaza girerken çakıl yatağına döner. Yağış birkaç aya sıkışır, geri kalan aylarda gökyüzünden bir şey beklenmez. Evlerin planı, tarlaların yeri, hatta komşuluk ilişkileri bile suyun nereden bulunacağı sorusuna göre biçimlendi. Adanın geçmişinde taş yapılardan önce onları besleyen su hatları var.

Köy evinin en sessiz köşesi çoğu zaman sarnıçtı. Damdan inen oluk avludaki taş kapaklı hazneye bağlanır, kış yağışı orada birikir, yaz boyunca ölçülü kullanılırdı. Haznenin iç yüzeyi kireçli bir sıvayla kaplanırdı; su böylece hem sızmaz hem serin kalırdı. Yağmurun ilk suyu damı yıkasın diye beklenir, oluk ancak ondan sonra sarnıca çevrilirdi. Sarnıcın yetmediği yerde kuyu devreye girer, su çıkrıkla ya da hayvan gücüyle dönen dolaplarla yukarı alınırdı.

Kuyu çoğu kez tek bir hanenin değil, birkaç komşunun ortak malıydı. Sıra usulü kullanılır, kimin hangi gün çekeceği konuşularak belirlenirdi. Mahalle çeşmesi bu anlayışın kamusal hâliydi; suyu bağışlamak adada en itibarlı hayır işlerinden biri sayılır, çeşmelerin ve su hatlarının bakımını vakıflar üstlenir, hangi çeşmeden ne kadar su aktığı ayrı ayrı kayda geçerdi. Bir eve girildiğinde ilk ikram edilen şeyin hâlâ bir bardak su olması, bu uzun alışkanlığın kalıntısı gibi duruyor.

Şehirler sarnıç ve kuyuyla yetinemeyince suyu uzaktan taşıyan hatlar kuruldu. Bunların en bilineni, adanın güneyinde Larnaka'ya su ulaştıran Bekir Paşa su yolu. Yapımına 1747'de başlandı, üç yıl sonra tamamlandı. Tremithos yatağından alınan su yaklaşık on beş kilometre boyunca ilerledi ve alçalan arazide yetmiş beş kemerin üzerinden geçirildi; kemerlerin en yükseldiği yerlerde yapı on metreyi aşıyor. Hat 1939'a kadar iş gördü, ayakta kalan bölümü bugün de görülebiliyor.

Lefkoşa'ya su iki ayrı hattan gelirdi: Arab Ahmet ve Silihtar suyolları. Silihtar hattını 1801-1803 arasında dönemin valisi Silahtar Hacı Hüseyin Ağa yaptırdı. Kaynaktan alınan su kanallar, sıra kuyular ve kemerlerle Kanlıdere'ye iner, oradan surların dibini izleyerek Girne ve Mağusa kapılarından şehre girer, mahalle çeşmelerinden akardı. Arab Ahmet hattı ise aynı derenin batı yakasını izlerdi; iki hat da yirminci yüzyılın ortalarına kadar kullanıldı. Lefke'deki kemerler daha eski bir geleneğe bağlı; 1690'da kurulan bir vakfa dahil edilen bu yapılardan bugün yalnızca on tanesi ayakta.

Su yalnızca içmek için değildi, öğütmek için de gerekiyordu. Değirmenlik'in adı, Başpınar'dan çıkan suyun çevirdiği un değirmenlerinden geliyor; bir dönem köyde otuzdan fazla değirmen çalışıyordu. Lefke ise Osmanlı döneminin tahıl merkezlerinden biriydi. Kasabanın suyu Trodos'taki kaynaklardan kemerler ve kanallarla indirilir, hem değirmen taşını çevirir hem narenciye bahçelerini sulardı; suyu tarladan değirmene taşıyan bu geriz ağlarının bir kısmı hâlâ yol kenarlarında akıyor. Kuruyan bir kaynak, yalnızca susuzluk değil işsizlik de demekti.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında ölçek büyüdü. Kuzeyde Gönyeli, Kanlıköy, Güzelyurt ve Şahinler barajları kuruldu, sulama için on sekiz gölet açıldı. Gönyeli ve Kanlıköy 1960'lı yıllarda birer milyon metreküpü aşan hacimlerle yapılmıştı; yıllar içinde sürüklenen çamur bu hacmi belirgin biçimde daralttı ve Gönyeli'de tutulabilen su, başlangıçtakinin yarısının altına indi. Göletlerin dipten temizlenmesi bugün de konuşulan bir bakım işi. Yine de bu yapılar, kışın birkaç gün içinde boşalan yağışı adada tutmanın ilk ciddi yolu oldu.

En köklü değişiklik denizin altından geldi. Anamur'daki Dragon Çayı üzerine kurulan Alaköprü Barajı'nda toplanan su, borularla kıyıya indiriliyor ve Akdeniz'i seksen kilometrelik askılı bir hatla geçiyor. Borular deniz tabanına oturmuyor; yüzeyin yaklaşık iki yüz elli metre altında, şamandıralara asılı duruyor. Türkiye tarafındaki yirmi dört ve ada tarafındaki üç kilometreyle birlikte hattın toplam uzunluğu yüz yedi kilometreyi buluyor; su, Girne yakınındaki Geçitköy Barajı'na ilk kez 2015 sonbaharında ulaştı. Yılda yetmiş beş milyon metreküpe varan taşıma kapasitesi, içme suyunu yağış takvimine tümüyle bağımlı olmaktan çıkardı.

Tarım tarafında hesap daha ince. Güzelyurt ovasında uzun yıllardır narenciye yetişiyor; ancak yeraltı suyuna dayanan sulama, aşırı çekim yüzünden kuyularda tuzlanmaya yol açtı ve ağaçlar bunu verimiyle hissettirdi. Son dönemde ovaya yüzey suyu taşıyan iletim yapıları devreye girdi; yaklaşık beş buçuk kilometrelik bir tünel ve ona bağlanan kanallarla daha geniş bir alan sulanabilir hâle geldi. Araştırma istasyonlarında toprak altına gömülü damlama boruları ve toprak nemini ölçen sensörlerle denemeler sürüyor; hedef, aynı ağaçtan daha az suyla aynı portakalı almak.

Bahçe anlayışı da bu hesabı çoktan içine almış. Eski avlularda geniş yeşil alan yerine gölge veren tek bir ağaç, taş döşeli zemin ve az su isteyen kokulu çalılar tercih edilirdi; mersin, biberiye, sakız ve zeytin bu listenin değişmezleriydi. Aynı liste bugün de büyük ölçüde geçerliliğini koruyor. Yüz kadar bitki türünü tek bahçede toplayan VivaMore Garden'ı Spoint Construction İskele'deki VivaMore için tasarlamış. Sarnıcın taş kapağından denizin altındaki boruya kadar aynı refleks sürüyor: geleni tutmak, kalanı ölçüyle kullanmak.

Diğer Yazılarımız

UPTOWN projects contact image
SPOINT İLE TANIŞIN
BÜYÜK FİKİRLER SAĞLAM TEMELLERLE BAŞLAR
Bize Ulaşın
Sizi Arayalım Hemen Arayın
decorative lines pattern