Kıbrıs deniz kaplumbağaları, Akdeniz'in doğusunda yalnızca birkaç kumsalda yumurta bırakan iki türden oluşur: iribaş deniz kaplumbağası Caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağası Chelonia mydas. İkisi de yılın büyük bölümünü açık suda geçirir, kıyıya ancak üreme mevsiminde sokulur. Dişilerin doğdukları kumsalın yakınına dönme eğilimi taşıdığı biliniyor; dolayısıyla bir sahilin dokusu değiştiğinde geri gelen birey sayısı da etkileniyor. Adanın kuzey ve doğu kıyıları, her iki tür için Akdeniz'in en düzenli yuvalama şeritleri arasında sayılıyor.
Caretta caretta adını başının iriliğinden alır. Güçlü çeneleri yengeç, deniz kestanesi ve yumuşakça kabuklarını kırmaya elverişlidir; beslenmesi de doğrudan kayalık ve kumluk tabana bağlı. Erişkinlerin kabuğu kızıl kahverengiye çalar, suyun içinde çoğu zaman yavaşça süzülen koyu bir gölge gibi görünür. Denizde karşılaşırsanız başın gövdeye oranı, türü ayırt etmenin en pratik yolu; nefes almak için yüzeye çıktığı anlar ise kısa sürer. Bu türün Gazimağusa Körfezi'nden Karpaz'a, Alagadi'den Kaplıca ve Tatlısu kıyılarına uzanan geniş bir şeritte yuvaları kayıtlı.
Yeşil deniz kaplumbağasının başı daha küçük ve yumuşak hatlıdır, gagasının kenarı testere gibi tırtıklı. Adı kabuk renginden değil, deniz çayırlarıyla beslenmesi sonucu yağ dokusunda oluşan yeşilimsi tondan geliyor. Erişkinler sığ koylardaki deniz çayırı yataklarında otlanırken dipte uzun süre kalabilir; bu yataklar bozulduğunda tür de o koydan çekilir. Türün Akdeniz'de yumurta bıraktığı kumsallar dar bir alana sıkışmış durumda, kayıtlar ağırlıklı olarak Türkiye ve Kıbrıs kıyılarını işaret ediyor. Karpaz Yarımadası'nın uzun ve seyrek gezilen sahilleri de bu nedenle ayrı bir ağırlık taşıyor.
Hareketlilik ilkbaharın sonunda başlar. Mayısın son haftalarından itibaren dişiler geceleri kıyıya çıkar, ıslak kumun bittiği hattın yukarısında arka yüzgeçleriyle şişe biçimli bir çukur kazar, genellikle yüz civarında yumurtayı bu çukura bırakır, üstünü örter ve izini karıştırarak suya döner. Kuluçka süresi kumun sıcaklığına göre değişir; aynı sıcaklık yavruların cinsiyet dağılımını da belirler, sıcak kum dişi ağırlıklı bir kuşak üretir. Temmuz sonundan eylül sonuna uzanan haftalarda yavrular kumdan çıkmaya başlar. Sezonun kabaca mayıs ile ekim arasına yayıldığı söylenebilir.
Yavrular yüzeye yakın katmanda birkaç gün bekler; kum serinlediğinde, çoğunlukla gece, hep birlikte yukarı süzülürler. Denizi bulmak için ufuktaki en açık, en geniş aydınlığa yönelirler ve doğal koşullarda bu, gökyüzünün suya vuran soluk parıltısıdır. Sahil boyunca yanan bir lamba, otomobil farı ya da telefon feneri o yönelimi bozar; yavrular denize değil karaya doğru ilerler. Yanlış yöne giden ve gücü tükenen bir yavrunun suya ulaşma şansı hızla azaldığı için mevsim boyunca kıyı ışıklarının perdelenmesi, geceleri kumsalda el feneri kullanılmaması ve gürültüden kaçınılması isteniyor. Kumdan suya uzanan o kısa yol, bir yavrunun ömründeki en belirleyici birkaç dakikadır.
Kumsalda kırmızı kazıklarla çevrili ya da tel kafesle örtülü küçük alanlar görürseniz, altında bir yuva var demektir. Kafesler tilki ve başıboş köpek gibi yuva bozan hayvanları uzak tutmak için yerleştirilir; yavruların geçebileceği boşluk bırakılır. Bu işaretlerin yerinden oynatılması yuvanın kaydını tümüyle kaybettirir. Yaz boyunca gönüllü ekipler ve araştırmacılar geceleri sahili tarar, yeni yuvaları not eder, denize ulaşan yavruları sayar. Yıllara yayılan bu sayımlar bir kumsalın gidişatını okumayı mümkün kılıyor.
Girne'nin doğusunda, Çatalköy ile Esentepe arasındaki kıyıda kalan Alagadi adanın en bilinen yuvalama kumsalı; burada 1990'ların başından bu yana bir koruma projesi yürütülüyor. Koruma statüsü nedeniyle sezon boyunca akşamdan sabaha girişe kapatılır, gündüz ise yüzmek serbest. Sabah erken saatte yürüyenler kumda geniş, paletli izler görebilir; bunlar bir önceki gece kıyıya çıkmış bir dişinin gidiş ve dönüş hattıdır. İzin genişliği çoğu zaman hangi türün çıktığını da ele verir. Kumsal, yerel kullanımda Kaplumbağa Plajı adıyla anılıyor.
Karpaz Yarımadası'nın ucundaki Altınkum, uzunluğu ve arkasındaki kum tepeleriyle bambaşka bir sahne kurar. Yol asfalttan toprağa döner, yerleşim seyrekleşir, yaban eşekleri kıyı yolunda dolaşır. Gece karanlığın bu ölçüde korunduğu kıyılar Akdeniz'de azaldığı için Karpaz sahilleri, özellikle yeşil kaplumbağa açısından ada genelinde öne çıkıyor. Kumsalın arkasındaki alçak bitki örtüsü rüzgârla savrulan kumu tutar ve yuvaların bulunduğu kuşağın yerinde kalmasını sağlar. Bölgede konaklayanlardan akşamları dışarı vuran ışığı kısmaları ve kumda ateş yakmamaları bekleniyor.
Sahilde uyulması istenenler sade. Motorlu araçla kuma girilmez, şemsiye kazığı yuva işaretlerinin yakınına çakılmaz, kazılan derin çukurlar kapatılmadan bırakılmaz, gece ateş yakılmaz, arkada çöp kalmaz. Şemsiyeyi ve sandalyeyi suya yakın ıslak kumda tutmak hem yuvaları hem yavruların yolunu açık bırakır. Kıyıya yakın yapılarda aydınlatmanın yönü ve bahçede seçilen türler de bu dengeyi doğrudan ilgilendiriyor. Aynı duyarlılık kıyıda inşa eden tarafı da ilgilendiriyor; Spoint Construction'ın İskele'de hayata geçirdiği VivaMore gibi sahile yakın yerleşimlerde aydınlatmanın denize doğru taşmaması, sezon boyunca fark yaratan ayrıntılardan biri.
Yuvalama mevsimi ada takviminin sessiz bölümü; ne festival gibi ilan edilir ne de kalabalık toplar. Mayıs sonunda kumda beliren ilk izlerle başlar, sonbaharın ilk günlerinde son yavrunun suya karışmasıyla kapanır. Bu aylarda sahilde yapılacak en iyi şey uzaktan izlemek, ışığı kısmak ve kumu bulduğunuz gibi bırakmak. Bugün avuç içinden küçük olan bir yavru, onlarca yıl sonra yumurtasını bırakmak için aynı kıyıya dönebilir; o ihtimali ayakta tutan, büyük ölçüde bu küçük dikkatlerin toplamı.