Yazılara Dön

Kıbrıs Bitkileri: Adaya Özgü Endemik Türler Rehberi

Kıbrıs Bitkileri: Adaya Özgü Endemik Türler Rehberi

Kıbrıs bitkileri denince akla önce ilkbaharda tarla kenarlarını dolduran renkler gelir; oysa asıl mesele adanın küçücük bir alana sığdırdığı yaşam alanı çeşitliliğidir. Akdeniz'in üçüncü büyük adası, deniz seviyesindeki kumullardan bin metreyi aşan yamaçlara kadar birbirinden farklı toprak ve nem koşulları barındırır. Kıyıda tuzlu rüzgâra dayanan bir çalı ile dağ eteğinde gölge arayan bir soğanlı bitki arasındaki mesafe çoğu zaman yarım saatlik yoldur. Bu katmanlı yapı, yalnızca burada yetişen türlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış. Ada florasında bugün yaklaşık iki bin bitki adı geçiyor; bunların yüz kırk kadarı endemik, yani doğal olarak dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmuyor.

Bir adanın kendine özgü türler geliştirmesinin nedeni yalıtılmışlıktır. Anakaradan gelen tohum akışı zayıfladıkça yerleşen bitkiler kendi yollarını çizer, kuşaklar boyunca ayrışır ve sonunda ayrı birer tür sayılır. Kıbrıs'ta bu süreç iki farklı dağ sistemi üzerinde ilerlemiş: kuzeyde kireçtaşından yükselen Beşparmak sırtları, güneybatıda eski okyanus tabanının kabarmasıyla oluşan Trodos kütlesi. İki dağın toprağı da suyu tutma biçimi de aynı olmadığından, birinde tutunan bir bitki diğerinde çoğu zaman barınamaz. Aynı adanın iki ucunda bambaşka topluluklarla karşılaşmanızın sebebi budur.

Adanın en çok aranan çiçeği Kıbrıs lalesi, halk arasındaki adıyla Medoş lalesi. Tulipa cypria yalnızca burada yetişen soğanlı bir bitki; koyu bordoya çalan altı taç yaprağının dibinde siyah bir zemin, onu çevreleyen ince bir sarı halka bulunur. Mart ve nisan aylarında, kireçtaşı toprağın hâkim olduğu makiliklerde ve tahıl tarlalarının kenarlarında açar. Kuzeyde Tepebaşı ve Avtepe köylerinin çevresi, onu görmek için bilinen yerlerden. Çiçek dönemi kısa sürer; mevsimi kaçıran, bir sonraki baharı beklemek zorunda kalır.

Kıbrıs siklameni takvimi tersine çevirir. Cyclamen cyprium yaz boyunca yaprağını bırakıp dinlenmeye çekilir, ilk yağmurlarla eylül sonlarında uyanır ve kışa uzanan aylarda çiçek açar. Beyaza yakın pembe yaprakların boğazındaki koyu leke uzaktan bile seçilir, çiçek de hafif tatlı bir koku bırakır. Kalp biçimli yaprakları gümüşe çalan desenlerle kaplıdır; çiçekler solduktan sonra bile toprağın üstünde durur. Beşparmak'ın kuzeye bakan gölgeli kayalıklarında, çalı diplerinde ve eski taş duvar aralarında sıkça karşınıza çıkar.

Yabani orkideler, baharın geldiğini haber veren asıl topluluktur. Kış yağışı yeterli olduğunda şubat sonundan itibaren toprak yüzeyi tek tek boy veren orkidelerle noktalanır, çiçeklenme nisan boyunca sürer. Kıbrıs arı orkidesi, bilimsel adıyla Ophrys kotschyi, dudak yaprağını dişi bir arıya benzetip erkek arıları kandırır; böcek eşi sanıp konar ve farkında olmadan polen taşır. Adını Lapta'dan alan Ophrys lapethica gibi, ada ve yakın çevresiyle sınırlı başka Ophrys'ler de vardır. Çoğu avuç içi kadar olduğundan, aramaya çıkanlar yürüyüş hızını epeyce düşürmek zorunda kalır.

Ormanlık dokuyu büyük ölçüde kızılçam kurar. Pinus brutia kıyıdan başlayıp yüksek yamaçlara tırmanır; yaz öğlelerinde reçineli kokusu gölgesine oturmadan önce bile hissedilir. Beşparmak sırtlarında ona Akdeniz servisi eşlik eder, sarp kireçtaşına kök salan dar ve dik gövdeler dağın siluetini uzaktan okunur kılar. Adanın batısındaki orman kuşağında ise kısa iğne yapraklı Kıbrıs sediri dar bir vadide varlığını sürdürür; koruma altındaki bu topluluk dünyada başka hiçbir yerde doğal olarak bulunmaz. Yüksekte kalan bu ağaçların bir kısmının yüzlerce yıllık olduğu biliniyor.

Harnup, yani keçiboynuzu ağacı, ada kültüründe ayrı bir yerde durur; geçmişte kara altın diye anılması boşuna değil. Kalın kabuklu meyvesi yaz sonunda toplanır, kaynatılarak koyu bir pekmeze dönüştürülür, tadı hem tatlı hem topraksı gelir. Mücevherde kullanılan karat ölçüsünün adının da bu ağacın tohumlarından geldiği söylenir; tohumlar eskiden terazide küçük bir denge birimi olarak kullanılmış. Sulama beklemeden taşlık toprakta onlarca yıl yaşayabilmesi, harnubu ada manzarasının kalıcı bir parçası yapmış. Yol kenarında tek başına duran yaşlı bir harnubun gölgesi, yaz ortasında düşünüldüğünden çok daha serindir.

Adanın kokusu büyük ölçüde makilikten gelir. Sakız çalısı, adaçayı, kekik ve biberiye sıcakta yapraklarındaki uçucu yağları salar; öğle vakti bir patika kenarında durup derin bir nefes almak bunu anlamaya yeter. Aralarında yüzlerce yıl yaşamış zeytinler bulunur, gövdesi burularak kalınlaşan yaşlı ağaçlar köy meydanlarının doğal anıtı gibidir. Bu bitkilerin yaprakları küçük ve serttir, kimi türde alt yüzü tüylüdür; suyu tutmak, yaz boyunca ayakta kalmanın tek yoludur. Sonbaharın ilk yağmurundan sonra aynı makilik bir gün içinde bambaşka bir koku alır.

Kışın manzara başka bir renge bürünür. Güzelyurt ovasında sıra sıra dizilmiş narenciye bahçeleri portakal ve mandalinayla ağırlaşır, hasat aralıktan şubata doğru hızlanır. Bahar yaklaşırken aynı ağaçlar çiçeğe durur; bahçelerin çevresine gece boyunca sürüklenen ağır bir portakal çiçeği kokusu yayılır. Adada narenciye yetiştiriciliği uzun yıllara dayandığından, bu bahçeler artık manzaranın kendisi kadar tanıdık gelir.

Yazı uzun ve yağışsız geçen bir yerde bahçe düşünmek, suyu az kullanan türlerle çalışmayı gerektirir. Zakkum, begonvil, lavanta, agave ve yerel kekik türleri gölgeyle ışığı birlikte taşıyan düzenlemelerde sıkça yer alır; çakıl kaplama, gölge ağacı ve damlama sulama bu yaklaşımın tamamlayıcısıdır. Spoint Construction'ın İskele'de yürüttüğü VivaMore'da bu yaklaşımın adı VivaMore Garden; bahçede yüz farklı bitki türü bir arada toplanıyor. Böyle bir çeşitlilik, adanın kendi bitki örtüsünü küçük ölçekte okumayı da kolaylaştırıyor. Bir bahçeyi Kıbrıs'ta kalıcı kılan şey, sonuçta bitkinin yağmuru beklemeyi bilmesidir.

Diğer Yazılarımız

UPTOWN projects contact image
SPOINT İLE TANIŞIN
BÜYÜK FİKİRLER SAĞLAM TEMELLERLE BAŞLAR
Bize Ulaşın
Sizi Arayalım Hemen Arayın
decorative lines pattern