Return to Articles

Girne Gezilecek Yerler: Kale, Liman ve Bellapais

Girne Gezilecek Yerler: Kale, Liman ve Bellapais

Girne gezilecek yerler listesi hazırlayanların çoğu aynı şaşkınlığı yaşar: liste uzundur ama mesafeler kısadır. Kentin önünde Akdeniz, arkasında Beşparmak Dağları'nın dişli sırtı uzanır; ikisinin arasına sıkışan yerleşim bir sabah yürüyüşüne sığacak kadar derli topludur. Kale, liman, çarşı ve kahveler birbirine birkaç yüz metre uzaklıkta. Manastır ve dağ kalesi ise arabayla yarım saati geçmeyen mesafede, kıyıdan yukarı doğru sıralanır.

Kentin doğu ucundaki Girne Kalesi gezinin doğal başlangıç noktası. Venedikliler adanın yönetimini 1489'da devraldı, ancak kaleye bugünkü ağır görüntüsünü veren büyük onarım 1540'lı yıllarda yapıldı; kalın ve eğimli burçlar, top mazgalları o dönemin işi. Avluda topları surlara çıkarmak için yapılmış geniş taş rampalar hâlâ duruyor. Bir köşede, Venedik duvarlarının içinde kalmış 12. yüzyıl Bizans dönemine ait küçük Aziz Georgios Şapeli var. Surların üstüne çıkmak limanın bütün yay biçimini tek bakışta görmeyi sağlar; turun tamamı yaklaşık bir saat sürer.

Kalenin içindeki en dikkat çekici bölüm Batık Gemi Müzesi. Burada, milattan önce 4. yüzyılın sonlarında Girne açıklarında batmış bir ticaret teknesinin gövdesi sergileniyor. Enkazı 1965 kışında dalgıç Andreas Cariolou fark etti; 1967'den itibaren arkeolog Michael Katzev'in yönettiği ekip parçaları deniz dibinden çıkarıp yeniden birleştirdi. Halep çamından yapılmış yaklaşık on dört metrelik gövde, deniz tabanından kurtarılıp ayağa kaldırılmış en eski ticaret gemilerinden biri sayılır. Yükü de korunmuş: Rodos, Kos ve Sisam'dan gelen dört yüzü aşkın amfora, safra olarak taşınan değirmen taşları, çömleklerin içinde kalmış bademler.

Kaleden çıkınca antik liman başlar. Venedik döneminde biçimlenen bu küçük koyun çevresindeki iki katlı yapıların alt katları bir zamanlar depoydu; keçiboynuzu, zeytin ve buğday buradan yüklenirdi. Koyun ağzını kapatan kısa dalgakıran, kuzeyden gelen rüzgârı büyük ölçüde keser; bu yüzden su yüzeyi çoğu gün durgun kalır. Bugün aynı kemerli girişlerin ardında kafeler, meyhaneler ve küçük dükkânlar sıralanıyor. Limanın günü üç ayrı ritimde geçer: sabah balıkçı tekneleri döner, öğleden sonra rıhtım yürüyüşe kalır, akşamüstü ışıklar suya iner.

Girne'den güneye, dağ yamacına doğru birkaç kilometre çıkıldığında Beylerbeyi köyü ve Bellapais Manastırı görünür. Adının Fransızca abbaye de la paix, yani barış manastırı ifadesinden zamanla bozularak geldiği söylenir. Bugün ayakta olan bölümlerin çoğu 13. ve 14. yüzyıllara ait; revaklı avlu ile tonozlu yemekhane, adadaki Gotik mimarinin en derli toplu örnekleri arasında. İngiliz yazar Lawrence Durrell 1953-1956 arasında bu köyde yaşadı, izlenimlerini 1957'de yayımlanan Bitter Lemons of Cyprus'ta anlattı; evin duvarındaki plaket bugün de yerinde duruyor. Köydeki Tembellik Ağacı, kitabın en çok anılan sahnelerinden birine adını verir.

Kıyıdan güneybatıya doğru çıkan dar bir yol, deniz seviyesinden yaklaşık 732 metre yükseklikteki St. Hilarion Kalesi'ne ulaşır. Yapı Bizans döneminde adayı akınlara karşı savunmak için kurulmuş, Lüzinyanlar döneminde soyluların serin yazlık konağına dönüşmüş. Bu ikili geçmiş yüzünden burçların arasında pencere kenarlarına oturtulmuş taş sedirlere rastlanır. Yukarı çıkış dik ve basamaklı; rahat ayakkabı ister, ara ara nefeslenmek gerekir. En üst avludan bakıldığında Girne kıyısı, ova ve açık deniz aynı çerçeveye girer.

Kentin arkasındaki Beşparmak Dağları, Girne'nin görüntüsünü belirleyen asıl unsur. Kireç taşı sırtlar sabah ışığında soluk gri, ikindiye doğru bal rengi, gün batımında koyu mor görünür. Sıraya adını veren beş çıkıntılı tepe, kıyı yolunda doğuya doğru ilerledikçe daha belirgin hâle gelir. Eteklere tırmanan yollar çam ve servi kokar; ilkbaharda yamaçlar papatya ve gelincikle kaplanır. Aşağıda deniz, yukarıda kaya olması kısa bir gezinin bile iki ayrı manzara bırakmasını sağlar.

Girne'de gezilecek yerlerin çoğu tamamlandıktan sonra iç sokaklardaki çarşı iyi bir mola noktası. Limanın hemen gerisinde, sarı kesme taştan yapılmış Ağa Cafer Paşa Camii durur; 16. yüzyılın sonunda yapılan cami çarşının içine gömülü kaldığı için ancak sokak aralarından fark edilir. Dar sokaklarda manav, baharatçı, küçük butikler ve kahveciler yan yanadır; öğleye doğru fincan sesi artar. Kıbrıs kahvesi burada koyu ve yavaş içilir, yanında bir bardak soğuk su ile küçük bir tatlı gelir. Akşam saatlerinde hareket yeniden limana ve marinaya kayar; yatların arasında yürümek, gün boyu görülen taş yapıları su yüzeyinde ikinci kez izlemek gibidir.

Bütün bu rota İskele'den bir hafta sonu gezisine rahatlıkla sığar; aradaki yol, sahil ve iç kesim manzarası eşliğinde yaklaşık bir saat on beş dakika sürer. Spoint Construction'ın İskele kıyısındaki VivaMore projesi de bu mesafenin içinde kalıyor; adanın küçüklüğü, iki ucu tek bir hafta sonuna sığdırmayı mümkün kılıyor. Cumartesi sabahı yola çıkıp kaleyi ve limanı, pazar öğleden önce Bellapais ile St. Hilarion'u görmek dengeli bir sıralama olur.

Girne'yi gezmek için en rahat aylar ilkbahar ile sonbahar. Nisan ve mayısta yamaçlar hâlâ yeşil, ekim ile kasımda deniz hâlâ ılıktır. Temmuz ile ağustosta öğle sıcağı taş yapıların içinde bile hissedilir; bu yüzden kale ve manastır ziyaretlerini sabaha, liman yürüyüşünü akşama bırakmak daha konforlu. Kışın yağmurlar genellikle kısa ve keskindir, ardından gelen berrak günlerde Beşparmak'ın sırtları en net hâline kavuşur. Hangi mevsimde gelinirse gelinsin kentin ölçeği aynı kalır: deniz ile dağ arasına yerleşmiş, birkaç saatte dolaşılan ama zihinde uzun süre duran bir kıyı kasabası.

Our Other Articles

UPTOWN projects contact image
MEET SPOINT
BIG IDEAS BEGIN WITH SOLID FOUNDATIONS
Contact Us
Let Us Call You Call Now
decorative lines pattern