Return to Articles

Kıbrıs Koyları: Sakin Kumsallar ve Küçük Plajlar

Kıbrıs Koyları: Sakin Kumsallar ve Küçük Plajlar

Kıbrıs koyları denince akla genelde kalabalık ve düzenli sahiller gelir, oysa adanın kuzey kıyısında adı pek duyulmamış onlarca küçük giriş var. Çoğu, yolun az aşağısında, bir zeytinliğin ya da harnup ağacının arkasında kalıyor. Bazılarına tabela bile yok; asfalttan ayrılan toprak bir iz, iki taşın arasında açılmış bir düzlük ve arkasından denizin sesi. Bir öğleden sonrada birbirine hiç benzemeyen üç dört kıyıya girip çıkmak mümkün, çünkü aralarındaki mesafe çoğu zaman on dakikayı geçmiyor.

Beşparmak Dağları kıyıya paralel uzandığı için kuzey sahilinde dar bir şerit oluşur; bir yanda yamaç, öbür yanda deniz. Girne'den doğuya giden yol Alagadi'yi geçtikten sonra Esentepe, Küçük Erenköy, Tatlısu ve Kaplıca yönünde bu şeridi izler. Yol kimi yerde denize iner, kimi yerde yamaca tırmanıp koyları aşağıda bırakır. Yukarıdan bakınca fark edilen o küçük yarım aylar, aslında tam da aranan yerlerdir. Tatlısu'nun yirmi kilometreyi aşan kıyı hattı tek başına günlerce sürecek bir gezinti çıkarır.

Bu hatta iki tür zemin var ve ikisi bambaşka bir gün geçirtir. Kumlu koylar daha geniş, girişi yumuşak ve küçük çocukla gidilebilir olur; öte yandan dibi çabuk bulanır, rüzgârlı günlerde su uzun süre donuk kalabilir. Kayalık koylarda giriş biraz beceri ister, taşlar yosunluysa kaygandır, ama su neredeyse her zaman berrak durur. Tatlısu çevresindeki ufak taşlı kıyılar ikinci gruba iyi bir örnek; suya girer girmez dibi görürsünüz. Hangisini seçeceğiniz, o gün denizde ne yapmak istediğinize bağlı.

Kalabalık burada sanıldığından kısa sürer. Temmuz ve ağustosun hafta sonları dışında bu küçük koyların çoğu boş kalır; eylül ortasından sonra kıyıda tek başınıza kaldığınız günler olur. Su, hava serinlemeye başladıktan sonra bile bir süre ılıklığını korur; ekimde bile sıcaklığı yirmi derecenin belirgin biçimde üzerinde seyreder. Bu yüzden sonbahar, bu kıyıların en rahat dönemidir. Mayıs da benzer biçimde sakin geçer, üstelik yamaçlardaki yeşil henüz kurumamış olur.

Asıl mesele son iki yüz metrede başlar. Ana yoldan ayrılan izler çoğu zaman toprak, kimi yerde taşlıdır ve yağmurdan sonra tekerlek yarıkları derinleşir; alçak bir aracın altını sıyırması sık rastlanan bir durum. Aracı geri dönmesi kolay bir yerde bırakmak, dar bir çıkmazın sonuna kadar inmekten çoğu kez daha akıllıca. Bazı koylarda telefon sinyali tamamen kesildiği için yol tarifini önceden çevrimdışı kaydetmek işe yarar. Bir de dönüş saatini hesaplayın; toprak yolda karanlıkta ilerlemek gündüzkünün iki katı sürer.

Tesissiz koyun anlamı açıktır: gölge yok, duş yok, çeşme yok, çöp kutusu yok. Kişi başı en az iki litre su, katlanır bir gölgelik ya da hafif bir tente, tabanı kalın deniz ayakkabısı ve büyük bir poşet günü kurtarır. Denizden çıkınca durulanmak için ayrı bir bidon su taşımak, tuzun ciltte kalmasını önler. Yiyecekleri kapalı kutuda götürmek de iyi olur; açıkta kalan her şeyin üstüne sinek ve arı üşüşür. Rüzgâr kumu havalandırdığı için şemsiyeyi derin gömmek ya da kenarlarını taşla ağırlaştırmak gerekir.

Bu kıyının en iyi yanı, maskeyle bakınca ortaya çıkar. Kayaların denize girdiği yerlerde su bir iki metre derinlikte kalır; dipte taş, çakıl ve yer yer deniz çayırı sıralanır. Esentepe ile Tatlısu arasındaki küçük girintilerde kıyıdan birkaç kulaç açıldığınızda kaya diplerinde dolaşan balık sürülerini görmek zor değil. Sabahın ilk saatleri en berrak zamandır; öğleden sonra kalkan rüzgâr yüzeyi kırıştırıp görüşü düşürür. Maskeyi kıyıda ıslatıp takmak, camın buğulanmasını da büyük ölçüde engeller.

Kıyıyla kurulan ilişkinin bir de düzenlenmiş hâli var; gölgesi, duşu ve oturma düzeni hazır bir sahile inip akşamüstüne kadar orada kalmak. Adada bu iki alışkanlık yan yana yaşar, çoğu kişi mevsime ve o günkü keyfine göre birinden ötekine geçer. İskele kıyısında bu düzenli türe bir örnek olarak Akdeniz'e bakan VivaMore Beach Club gösterilebilir; kulübü VivaMore'un sahil ayağı olarak planlayan firma da Spoint Construction. Mesafeler kısa olduğu için aynı hafta içinde iki tarzı da denemek mümkün.

Deniz her gün aynı değildir. Kuzey kıyısı kuzeyden esen rüzgâra açıktır; poyraz kalktığında koyun içi birkaç saatte dalgalanır ve kayalık girişlerde sudan çıkmak zorlaşır. İki burun arasındaki dar boğazlarda akıntı hızlanır, yüzerken fark etmeden yana sürüklenebilirsiniz. Cankurtaranı olmayan bir kıyıda yalnız açılmamak, çocukları kolluk yerine can yeleğiyle suya sokmak ve dibi görünmeyen yere atlamamak temel kurallar. Kıyıya vardığınızda birkaç dakika suyu izlemek, köpük çizgisinin hangi yöne kaydığını görmek için yeterli olur.

Bu koyların bugünkü hâlini koruması, oraya gidenlerin dikkatine bağlı. Çöpü poşetle geri getirmek en basiti; izmarit, şişe kapağı ve peçete kumun içinde yıllarca durur. Kumulların üstüne araç sürmemek, kıyıdaki alçak bitki örtüsünü ezmemek ve gece kıyıya güçlü ışık tutmamak da aynı ölçüde önemli. Ateş yakılan yerlerde kül ve yanmış odun kumun altında uzun süre kalır, bu yüzden ocak kurmaktan kaçınmakta fayda var. Bir koya vardığınızda kimse yoksa, ayrılırken de oraya kimse gelmemiş gibi görünsün; bu kıyıların sessizliği yalnızca bu sayede sürüyor.

Our Other Articles

UPTOWN projects contact image
MEET SPOINT
BIG IDEAS BEGIN WITH SOLID FOUNDATIONS
Contact Us
Let Us Call You Call Now
decorative lines pattern