Kıbrıs ulaşım konusu, adaya nasıl gideceğinize karar vermekle başlıyor; bu karar aynı zamanda adada nasıl dolaşacağınızı da belirliyor. Türkiye'nin büyük şehirlerinden Ercan Havalimanı'na tarifeli uçuşlar yapılıyor; İstanbul'dan iki saate yakın, Ankara ve Antalya'dan biraz daha kısa süren bir yol bu. Uçak, adaya en hızlı varma biçimi ve ziyaretçilerin çoğu bu rotayı seçiyor. Deniz yolu ise başka bir mantıkla işliyor, asıl üstünlüğü aracınızı yanınızda getirebilmeniz. Ada küçük olduğu için hangi kapıdan girerseniz girin, ilk gün akşama kalmadan bambaşka bir kıyıya geçmeniz mümkün.
Ercan, adanın ortasına yakın bir noktada, Lefkoşa'nın doğusunda kurulu. Buradan Girne'ye kırk kilometre kadar yol var; sürüş normal şartlarda yarım saatle kırk beş dakika arasında değişiyor. Gazimağusa yönü de benzer bir süreyle geçiliyor, doğu kıyısına uzanan güzergâh biraz daha uzuyor. Terminal küçük olduğu için iniş ile yola çıkış arasındaki süre genelde kısa kalıyor. Kapının önünde taksiler bekliyor, şehir merkezlerine giden otobüsler de hizmet veriyor.
Denizden gelmek isteyenler Taşucu ve Mersin limanlarını kullanıyor. Taşucu–Girne hattında deniz otobüsü iki buçuk saat kadar sürüyor; araç taşıyan feribot ise beş altı saati buluyor. Mersin–Gazimağusa seferi daha uzun ve çoğunlukla gece boyu devam ediyor, limana sabaha karşı yanaşılıyor. Aracını götürecek olanların ruhsat, sigorta belgesi ve sürücü belgesini yanında bulundurması gerekiyor. Sefer saatleri mevsime göre değişiyor ve yaz aylarında sıklaşıyor; bu yol özellikle uzun kalacaklar ve ada boyunca sürekli araç isteyenler için mantıklı.
Aracını getirmeyenler için adada araç bulmak zor değil. Havalimanı çıkışında ve şehir merkezlerinde günlük araç veren ofisler var; bu araçlar kırmızı plakalı oluyor ve plakaları Z harfiyle başlıyor, yani yolda hangi aracın ziyaretçide olduğu ilk bakışta anlaşılıyor. Direksiyona geçmek için Türkiye'nin yeni tip sürücü belgesi ya da uluslararası belge kabul ediliyor; ofislerin çoğu yaş ve deneyim şartı arıyor. Otobüs ve minibüs hatları büyük merkezleri birbirine bağlıyor, ancak köylere ve tenha kıyı noktalarına seferler seyrek. Taksiler şehir merkezlerinde ve tanınmış duraklarda kolay bulunuyor; uzun rotalarda sürüşü kendi üstlenmek çoğu gezginin tercihi oluyor.
Adada trafik soldan akıyor, direksiyon sağda. Türkiye'den gelen bir sürücü için asıl alışma süresi ilk yarım saat, sonrası büyük ölçüde refleks meselesi. En çok şaşırtan yer dönel kavşaklar; burada sağınızdan gelen araca yol veriyor, kavşağı saat yönünde dönüyor ve çıkışta sinyal vermeyi hatırlamanız gerekiyor. İlk günü sabah erken saatte, yolun boş olduğu bir vakitte kısa bir turla başlatmak işe yarıyor. Yaya olarak karşıya geçerken de alışkanlık ters çalışıyor, önce sağa bakmak gerekiyor.
Yön levhaları ana yollarda sık ve okunaklı, yerleşim adları uzaktan seçiliyor. Işıklı kavşak az; işi çoğunlukla dönel kavşaklar görüyor, bu yüzden şeridi kavşağa girmeden önce seçmek gerekiyor. Şehir içinde hız sınırı elli kilometre, şehirlerarası yollarda daha yüksek, fakat levhalar kısa aralıklarla değişebiliyor. Navigasyon uygulamaları çalışıyor, yine de köy içlerinde tabelayı takip etmek daha güvenilir sonuç veriyor. Emniyet kemeri herkes için zorunlu, telefonu elde tutmak yasak.
Ada içi mesafelerin kısalığı gün planını rahatlatıyor. İskele'den Gazimağusa'ya yarım saatlik bir sürüşle iniliyor; Lefkoşa bir saat kadar, Girne ise bir saati biraz aşan bir yol. Sabah kahvaltısını doğu kıyısında yapıp öğleden sonra kuzeydeki bir limanda olmak kimseyi zorlamıyor. Aracıyla dolaşan biri için park meselesi de gündelik bir ayrıntıya dönüşüyor; Spoint Construction bu ayrıntıyı VivaMore'da kapalı otoparkla karşılamış. Tek bir merkeze bağlı kalmak yerine günü rotaya göre kurmak, adada yaygın bir alışkanlık.
Karpaz gibi uzak rotalarda hesap biraz değişiyor. Yarımadanın ucuna doğru köyler seyrekleşiyor, yakıt istasyonları da öyle; Yeni Erenköy çevresi, depoyu doldurup su almak için son rahat durak sayılıyor. Yolun bir bölümünde uzun süre dükkân görmeyebilirsiniz, o yüzden yanınıza içecek almak iyi oluyor. Bir de yarımadanın serbest dolaşan eşekleri var; Dipkarpaz'ı geçtikten sonra asfaltın ortasında durabiliyorlar ve korna onları hızlandırmıyor. Uç noktaya gidip aynı gün dönmek mümkün, yine de yola erken çıkmak ve rotayı önceden hazırlamak rahatlatıyor.
Gece sürüşü ayrı bir başlık. Şehir dışındaki yolların çoğunda aydınlatma yok; sol taraftan giderken karşıdan gelen farlar ilk gecelerde yorabiliyor. Akşam beşten sonra merkezlerde trafik yoğunlaşıyor, dönüş saatini buna göre ayarlamak işi kolaylaştırıyor. Karanlıkta öndeki araca daha fazla mesafe bırakmak, dar köy yollarında ise hızı düşürmek gerekiyor. Uzun bir rotadan gece dönecekseniz bir kıyı kasabasında mola vermek hem yorgunluğu hem de acele etme isteğini alıyor.
Adayı birkaç günde dolaşmak mümkün, ama acele etmenin bir anlamı yok. Kıyı yolları düz ve akıcı; iç kesimlerde dar, virajlı köy yollarına giriliyor ve ikisi arasında geçerken hız algısını yeniden ayarlamak gerekiyor. Haritada uzak görünen iki nokta arasındaki fark çoğu zaman on beş dakika; bu da planı bozmak yerine yeni bir durak eklemeye izin veriyor. Her yeri bir günde görmeye çalışmak yerine iki üç noktada oyalanmak, yolu da geziye dahil eden bir yöntem. Kıbrıs'ta yolun kendisi de gezinin bir parçası oluyor.